Köy Enstitüsü Ruhu Dijital Çağda Yeniden Gündemde

GÜNCEL - 18-04-2026 15:31

İzmir’de Köy Enstitüleri’nin 86. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen panel, eğitim ve sağlık politikalarının tarihsel köklerini günümüze taşıyan önemli bir buluşmaya sahne oldu. 17 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen etkinlik, geçmişin aydınlanmacı birikimini bugünün sorunlarıyla birlikte ele alarak dikkat çekici mesajlar verdi.

Çağdaş Eğitim ve Köy Enstitüleri Derneği (ÇEKED) tarafından organize edilen ve daha önce duyurulan dört etkinlikten biri olan “Köy Enstitüleri ve Sağlığın Sosyalizasyonu” başlıklı panel, İzmir Konak’ta bulunan NA&KİL Kitabevi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Eğitimciler, sağlık çalışanları, öğrenciler ve çok sayıda yurttaşın ilgi gösterdiği programda, Köy Enstitüleri’nin yalnızca bir eğitim modeli değil, aynı zamanda toplumsal dönüşüm projesi olduğu vurgulandı.

Panelin açılış konuşmasını yapan ÇEKED Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Mustafa Torun, Köy Enstitüleri’nin Türkiye’nin en özgün ve ilerici projelerinden biri olduğunu belirterek, bu kurumların sadece öğretmen yetiştiren yapılar olmadığını ifade etti. Torun, enstitülerin köy çocuklarını eğiterek topluma kazandırdığını, onları bulundukları bölgelerde birer “köy önderi” haline getirdiğini söyledi. Bu yönüyle Köy Enstitüleri’nin, eğitim ile birlikte sağlık, tarım ve kalkınma alanlarında da çok yönlü bir rol üstlendiğine dikkat çekti.

Köy Enstitüleri’nin kuruluş felsefesine değinen Torun, bu kurumların demiryollarına yakın, tarım arazileri bakımından elverişli bölgelerde planlandığını ve Türkiye genelinde kurulan 21 enstitünün aynı zamanda bulundukları bölgelerde sağlık hizmetlerinin de merkezi haline geldiğini dile getirdi. Ancak bu ilerici yapının uzun ömürlü olamadığını belirten Torun, dönemin siyasi atmosferi ve artan baskılar sonucunda Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un görevden alınmasının süreci olumsuz etkilediğini ifade etti. 1946 sonrasında Köy Öğretmen Okullarına dönüştürülen enstitülerin, 1954 yılında tamamen kapatıldığını hatırlattı.

Konuşmasında sağlık alanına da geniş yer ayıran Torun, 1963 yılında Prof. Dr. Nusret Fişek öncülüğünde yürürlüğe giren 224 sayılı Sağlığın Sosyalizasyonu Yasası’nın, Köy Enstitüleri modelinden ilham aldığını vurguladı. Bu yasanın, sağlık hizmetlerini en uç noktadan merkeze doğru örgütleyen bütüncül bir sistem öngördüğünü belirten Torun; sağlık evleri, sağlık ocakları ve hastanelerden oluşan kademeli yapının, toplum sağlığını esas alan bir anlayışla planlandığını ifade etti.

Torun, söz konusu sistemde sağlık hizmetlerinin ekip çalışmasına dayandığını, tam gün esasına göre yürütülmesi gerektiğini ve koruyucu hekimliğin ön planda tutulduğunu dile getirdi. Sağlığın yalnızca hastalıkların tedavisi değil; fiziksel, ruhsal ve toplumsal iyilik hali olarak ele alındığını belirten Torun, herkesin eşit sağlık hizmetine erişiminin temel ilke olduğunu söyledi. Ancak yasanın halen yürürlükte olmasına rağmen günümüzde işlevini büyük ölçüde yitirdiğini de sözlerine ekledi.

Panelde ikinci konuşmacı olarak söz alan ÇEKED Yönetim Kurulu Üyesi Uzman Klinik Psikolog Emine Çiçek ise “Dijital Çağda Köy Enstitüsü Ruhu” başlıklı sunumuyla dikkat çekti. Günümüz gençliğinin karşı karşıya olduğu dijital bağımlılık, bilgi kirliliği ve yalnızlaşma gibi sorunlara değinen Çiçek, Köy Enstitüleri’nin üretim odaklı eğitim modelinin bugünün dünyasında da güçlü bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Çiçek, konuşmasında özellikle “tüketen değil üreten birey” vurgusu yaparak, eğitim sisteminin sınav merkezli yapıdan çıkarılması gerektiğini dile getirdi. Köy Enstitüleri’nin “iş içinde öğrenme” ilkesinin, dijital çağın pasif tüketici bireylerini üretken ve toplumsal fayda sağlayan bireylere dönüştürebileceğini belirtti. Ayrıca sanat, edebiyat ve teknik becerilerin bir arada geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Çiçek, bireyin çok yönlü yetişmesinin önemine dikkat çekti.

Demokratik tartışma ortamlarının giderek zayıfladığına da değinen Çiçek, Köy Enstitüleri’nde uygulanan “Cumartesi toplantıları”nın günümüzde yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu toplantıların özgür düşünceyi teşvik ettiğini ve eleştiri kültürünü geliştirdiğini belirten Çiçek, dijital çağda sağlıklı iletişim için bu tür yüz yüze etkileşimlerin önemine vurgu yaptı.

Kolektif bilincin güçlendirilmesi gerektiğini de dile getiren Çiçek, bireysel rekabet yerine dayanışma ve imece kültürünün öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Gençlere yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda bu bilgiyi toplumsal fayda için kullanma bilincinin kazandırılması gerektiğini belirten Çiçek, Köy Enstitüsü ruhunun ancak bu şekilde 21. yüzyıla taşınabileceğini ifade etti.

Panel, katılımcıların yoğun ilgisi ve aktif katılımıyla interaktif bir ortamda devam etti. İzleyiciler tarafından yöneltilen sorular, katkılar ve değerlendirmelerle zenginleşen program, Köy Enstitüleri’nin günümüz eğitim ve sağlık politikaları açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koydu.

Etkinlik sonunda yapılan genel değerlendirmede, Köy Enstitüleri’nin yalnızca geçmişte kalmış bir eğitim modeli olmadığı, aksine günümüzün toplumsal sorunlarına ışık tutabilecek güçlü bir miras olduğu vurgulandı. Katılımcılar, bu tür etkinliklerin artırılması gerektiğini ifade ederek, özellikle genç kuşakların bu tarihsel birikimle buluşturulmasının önemine dikkat çekti.

 

Günün Diğer Haberleri