Advert

"KANUNDAN ÖNCE HUKUK FAKÜLTELERİ ELE ALINMALI"

Avukat Telat Çekiç barolardaki seçim sistemini,Türkiye Barolar Birliği'ndeki delege sayılarını, İstanbul, İzmir ve Ankara barolarının diğer illere göre daha fazla öne çıkmalarının sebeplerini, çoklu baro sisteminin anayasaya aykırı olduğu yönündeki iddiaları ve çözüm önerilerini Gazeteci Aziz Muhammet Ulubaş'a anlattı. Avukat Çekiç, çok öenmli konularda, çok önemli önerilerde ve çözüm önerilerinde bulundu.

egeseshaber

Baroların kendi seçiminin iki yılda bir gerçekleştiğine değinerek sözlerine başlayan Çekiç; "olağan genel kurul olarak geçiyor, olağan genel kurulda iki günden oluşuyor. İlk gün önceki yönetimde bulunan baro oradaki avukatları yaptığı işlerle bilgilendiriyor, zaten bunun bilançosu sunuluyor, ibra ediliyor; ikinci günde de bütün avukatlar oylarını kullanılıyor ve akşamına seçim sonuçları açıklanıyor." dedi.

Avukat Telat Çekiç baroalrdaki seçim sisteminin nasıl oluştuğuna dair açıklamalarına devam eden Avukat Çekiç; "Grup ise bir başkan, yönetim kurulu üyeleri ve yedek üyelerden oluşuyor. Avukatlar isterse kendi istediği bir ismi yönetim kuruluna veya yedek üyeler listesine yazıyor o şekilde de oylar kullanılabiliyor, serbest bir şekilde de girilebiliyor seçime. Bu şekilde seçim oluyor en çok oyu alan seçimi kazanıyor." şeklinde konuştu.

Anayasadaki 135. Madde Vurgusu

Anayasadaki 135. Maddedeyi hatırlatarak sözlerini sürdüren Avukat Çekiç; "Bir genel kurul baroların avukatlıkta en az on yıl kıdemi olanlar üyeleri arasında gizli oyla seçilecekleri ikişer delegeyle kurulur. Görevde bulunan baro başkanları ile Türkiye Barolar Birliği başkanlığı yapmış ve yapmakta olanlar birlik genel kurulunun doğal üyesi olarak oylamalara katılma seçme ve seçilme hakkı vardır. Şimdi asıl nokta şu; avukat sayısı yüzden fazla olan her üç yüz üye için ayrıca birer delege seçilir, barolarda da aynı sayıda yedek üye seçilir, delegeler her baronun olağan genel kurulunda iki yıl için seçilir. Buradaki nokta her üç yüz baro için birer delegenin seçiliyor olması. Bu çoklu baro sisteminde kırılmak istenen şey; her üç yüz üye için birer delegenin barolar birliğinde bu delegeler kendi bünyesinde aldığı kararlarda, oy çokluğu ile alınan kararlarda etki ediyorlar." dedi. (Anayasa 135. Madde:“Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak” görevleri gözetildiğinde, meslek kuruluşlarının, mesleğin icra edildiği veya edilebildiği her yerde kurulması gerektiği açıktır...)

"Hükümetin İşine Gelmediği İçin Bunu Kırmak İstiyorlar"

Avukat Telat Çekiç "İstanbul, İzmir ve Ankara en çok üyeye sahip olduğu için delege sayıları da çok fazla bu yüzden bunu kırmak istiyorlar çünkü Türkiye Barolar Birliği’nin başkanın belirlenmesinde en büyük etki bu üç ilde ve bu üç ilde doğruları söylediği için ve bu da hükümetin işine gelmediği için bunu kırmak istiyorlar. Bu kırıldığı takdirde şöyle bir şey ortaya çıkıyor; Türkiye Barolar Birliği’nin 177 delegesinden 138 tanesi İstanbul, 53 tanesi Ankara ve 38 tanesi İzmir barosundan oluşuyor, teklif yasalaşırsa eğer İstanbul’un delege sayısı 14, Ankara’nın 7, İzmir’in 5’e düşeceği hesaplanıyor. Burada amaç; İzmir, Ankara ve İstanbul’u çok keskin bir şekilde delege sayısını düşürmek… Buradaki sistemde tıpkı genel seçimlerde Anadolu’nun bir kısmı nasıl ki sarı renge boyanıyorsa barolara da bunu yapmak istiyorlar. Türkiye Barolar Birliği başkanı seçilmesinde de aynı referandumda olduğu gibi kendilerine yakın olabileceklerini düşündükleri insanları kendi belirledikleri baro başkanlarını ön görüyorlar Ama inşallah bu kanun tasarısı yasalaşmaz, bu istedikleri olmaz." şeklinde konuştu.

"Demokrasiyi Tartışacaksak Ben Bunu Tartışmaya Varım"

Barolardaki delege sayılarına yönelik açıklamalarda bulunan Avukat Çekiç; "Yüzde 49’un temsil edilmediği bir yerde bunu eleştirmek doğru değil şimdi kendi bakış açılarından gelerek söylüyorum milletvekili dağılımı nüfusa göre yapılıyor, delege sayısının avukat sayısına göre belirlenmesi neden o zaman insanları rahatsız ediyor? Demokrasiyi tartışacaksak ben bunu tartışmaya varım burada problem yok. İstanbul neden 138 bunu da tartışalım ama bunu yapan barolar değil İstanbul’da neden 138 delege var çünkü İstanbul’da 40- 50 bin civarında avukat var." dedi.

 "İş ve Sanayi Daha Fazla"

İstanbul, İzmir ve Ankara baroların delege sayılarının delege sayılarındaki fazlalığa da dikkat çeken Avukat Telat Çekiç; "Asıl sorun neden delege sayısı değil asıl sorun neden delege sayısı bu üç ilde bu kadar fazla asıl soru bu. Bu soru sorulmuyor çünkü şuanki hükümetin ve bundan önceki hükümetlere de dokunan bir şey; iş ve sanayi daha fazla, iş ortamı fazla. Sebep çok basit İstanbul’un bir iş merkezi, bir sanayi merkezi haline gelmiş olması. Ankara keza aynı şekilde İzmir’de de sanayi çok iyi olmasa da konumu itibariyle diğer illere oranla iş sahasının daha geniş olduğu bir şehir. Dolayısıyla burada bunu tartışmamız gerekiyor bu illerde neden avukat bu kadar fazla, neden avukatlar buraya geliyor bunu tartışmamız lazım. Bunun cevabı da belli çünkü siz burada insanların göç almasına sebebiyet verip diğer illeri geliştiremediğiniz için. Siz geliştireceksiniz ki diğer illerdeki avukat memleketinden dönmeyecek. Ben Orduluyum ben neden memleketimden İzmir’e geleyim ben neden memleketimde yapmayım ya da farklı bir bölgeden farklı bir avukat neden İstanbul’da çalışmak zorunda kalsın bunun sebebi diğer illerin gelişmemesi, istihdamın olmaması temel sebebi bu. İkinici sebep ise hukuk fakültelerinin çok fazla açılıyor olması. Şimdi bakın, bizde şöyle bir şey var; bir üniversite açmak marifet değildir, marifet açtığınız üniversiteden çıkanlara iş bulabilmektir, o istihdamı sağlıyor olmaktır ama üniversite açtım demek değil. Soruyorum o zaman; ilk beş yüzde bizim kaç tane üniversitemiz var, ben bunu sorgularım. Şuan özellerle birlikte yüzü geçkin hukuk fakülteleri sayısı var. Onlar daha gelmedi, gelecekler. Daha bu elli bin bir şey değil;  buralardan çok avukat gelecek, bu üç ille kalmayacak. İlerleyen zamanda diğer illerde de çok fazla avukat olacak ve niteliksiz avukat olacak çok üzücü olan bu, en üzücüsü de niteliksiz olması." diyerek sözlerine devam etti.

"Avukatların Yanlış Gördüklerini Söyleme Yükümlülükleri Var"

İstanbul, Ankara ve İzmir barolarının diğer illere oranla daha fazla öne çıkmasını da değerlendiren Avukat Çekiç; "Birincisi delege ve avukat sayılarının fazlalığı, büyükşehir olmaları ve Türkiye siyasetinde etkilerinin olması ama bu şu demek değil siyasallaşmış demek değil. Zaten avukatların yanlış gördüklerini söyleme yükümlülükleri var. Biz Rönesans ve Reform yaşamadan Atatürk’ün kurduğu bir cumhuriyetle üç yüz yıllık Rönesans ve Reform dönemini 20-30 yılda geçmeye çalıştık. Yirmi yılda bunu atlatmaya çalışan bir milletken, böyle bir durumda vatandaşların bilinçlendirilmesi gerekirken bu hale gelmesi çok kötü. O yüzden de her vatandaşın yanlış gördüğü her şeyi ama bilinçli olarak eleştirmesi lazım. İzmir, Ankara ve İstanbul nüfus olarak da etkin, vatandaş sayısı olarak da etkin, avukat sayısı olarak etkin…" dedi.

"Çoklu Baro Sistemi Anayasaya Aykırı"

Çoklu baro sisteminin anayasaya aykırı olduğunu sözlerine ekleyerek şöyle devam eden Avukat Telat Çekiç; "Bunun dışına dillerde dolaşan hukuk devleti ilkesi yargı bağımsızlığı bunlar çok önemli ilkelerdir, çok dillerde dolanıp basitleştirilmiştir. Ama açtığınız zaman anayasaya etki eden bir şeydi bir hukuk devleti ilkesinde siz baroları siyasallaştırdığınız zaman bağımsız yargıya şüphe duyulma ihtimali ortaya çıkıyor vatandaşta. Zaten yargı bağımsızlığı tartışılıyorken örneğin; biz hukuk fakakültesine başladığımız zaman HSK’da Adalet Bakanı’nın da HSK’da bulunmasını tartışıyorduk, o dönem başbakan belirliyordu Adalet Bakanı hükümetin bir çalışanı olarak orada bulunuyordu. Oysaki yargı bağımsızlığında hükümetin bir çalışanı değil; oradaki yargı mensubunun tabii ki siyasi görüşleri olabilir ama bu kendi içlerinde anayasaya uygun şekilde, yasalara uygun şekilde yargılama yapabilmeleri için herhangi bir hükümet mensubu olmaması gerekir. Bakın nereden nereye… Neyi tartışırken neredeyiz? Şuan hâkim ve savcıları geçtim. En basitini söylüyorum; cumhurbaşkanın aldığı kararları yargılama mercii AYM ama AYM üyelerini cumhurbaşkanı seçiyor. Ben kendimi yargılayacak üyeyi seçtiğim zaman burada nerede yargı bağımsızlığı böyle bir ortamda yargı bağımsızlığında tek kalan kale barolar ve avukatlarken siz onu da kendinize çekiyorsunuz ve küçük bir bölümü muhalif bırakıyorsunuz böl ve yok et bu kadar." dedi.

"Baroların Yapısındaki Değişme Tartışılmalı"

Avukat Telat Çekiç, "Baroların yapısındaki değişme tartışılır bence de tartışılmalı.Tabiii ki baroların yüzde yüz insanlara yüzde yüz yararı olmayabilir bunu tartışalım zaten gelin hep beraber meclis komisyonlarında, barolar kendi içinde taslak sunsunlar, avukatlar kendi şikâyetlerini bildirsinler,  ki bildiriyorlar, bunun üzerine tartışalım, yapalım bunu. Bunda zaten hiçbir baronun itirazının olacağını düşünmüyorum." diyerek sözlerini sürdürdü.

"Kanundan Önce Hukuk Fakülteleri"

Avukatlık kanununa ilişkin de açıklamalarda bulunan Avukat Çekiç; "Teknoloji geliştikçe bazı maddelerin eklenmesi bazı maddelerin de değişmesi de gerekiyor buna kabulüm. Ama bana kalsa kanundan önce hukuk fakültelerindeki öğrenciler keşke bir sene staj yapıyor olsa hukuk fakülteleri dört yıl yerine beş yıl olsa beşinci yıl da sadece stajla geçiyor olsa çünkü öğrenciler sudan çıkmış balığa dönüyorlar. Ben de öyleydim. Teori ve pratik arasında çok büyük farklar var burada uçurumun olmaması gerekir. çok yanlış biz bunu geliştirelim, bunların üzerine gidelim. Avukatlık sınavı getirildi. Şimdi sen kendi problemini çözememişsin ki. Hâkimlik ve savcılık sınavına giren arkadaşlarımıza sorun bakalım mülakatlara nasıl giriyorlar, ne soruyorlar acaba mülakatta neler yapılıyor bunları tartışalım. Hukuku yücelteceksek, amaçları buysa tartışılacak çok konu var ama bu tartışmak değil, siyasi menfaatler uğruna yargıyı heba ediyorlar, güzelim ülkeyi heba ediyorlar." diye konuştu.

Çözüm Önerileri

Çözüm önerilerini de sıralayarak sözlerine noktalayan Avukat Çekiç, sözlerini şöyle noktaladı; "Kanun koyucunun yargıdan elini çekmesi gerekli, liyakat olması lazım, nitelikli insanların olması lazım… Sadece avukatlık değil, hâkim ve savcılar için de aynı durum geçerli. Liyakatlı insanların mesleğe adım atıyor olması gerekir. Bence hâkim ve savcıların hayat tecrübesi de olması gerektiğinden bence 30 yaş sınırı getirilmeli hâkim savcılara çünkü 25 yaşında hâkim oluyorsunuz, sizi bir ilçeye atıyorlar gidiyorsunuz, ağır cezada yargılama yapıyorsunuz belki de o adamın hürriyetini engelliyorsunuz 25 yaşındaki tecrübenizle. Bu işi yapmak hukuki bilgiyle tanımlanamaz tek başına hukuki bilginin yeterli odluğunu düşünmüyorum. Hâkim ve savcı bazında baktığınızda insanı tanıması lazım, hayat tecrübesi olması gerekir. Avukatlık sınavı güzel ama içeriği nasıl olacak, ne sorulacak. Kolay mı, zor mu, gerekli sorular mı sorulacak. Mülakatların da kalkması gerektiğini düşünüyorum. Yüz üzerinden 90 almış bir kişinin üçüncü girişi yine giremiyor çünkü tanıdığı yok o yüzden giremiyor."

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
AYDIN EĞİTİM - SEN BAŞKANI
AYDIN EĞİTİM - SEN BAŞKANI "UZAKTAN EĞİTİM AMACINA ULAŞMADI"
UŞAK EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ EK BİNASI HİZMETE GİRDİ
UŞAK EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ EK BİNASI HİZMETE GİRDİ
"