İnsanca Bir Yaşam İçin 14 Ocak’ta İş Bırakıyoruz”**
Eğitim Sen Uşak Şube Başkanı ve KESK Uşak Şubeler Platformu Sözcüsü Deniz Ertunç, yaptığı yazılı açıklamayla artan hayat pahalılığına, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine ve emekçilerin giderek derinleşen yoksulluğuna sert tepki gösterdi. Ertunç, insanca bir yaşam için 14 Ocak Çarşamba günü ülke genelinde iş bırakacaklarını duyurdu.
Deniz Ertunç açıklamasında, zam fırtınasıyla karşılanan 2025 yılının emekçiler açısından adeta bir kâbus yılı olduğunu belirterek, “Yıllardır sürdürülen yoksullaştırma politikalarından 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi olarak bizler de payımıza düşeni aldık. Maaşlarımız her ay erirken yoksulluğumuz katlanarak arttı” ifadelerini kullandı.
“Gerçek Enflasyon Gizleniyor”
Ülkeyi yönetenlerin, halkın pazarda, mutfakta yaşadığı gerçek enflasyonu yansıtmayan verileri resmi enflasyon olarak açıkladığını vurgulayan Ertunç, maaş artışlarının da bu “sahte verilerle” sınırlandırıldığını dile getirdi. Bu durumun emeğiyle geçinen milyonları her geçen gün daha fazla yoksulluğa sürüklediğini belirtti.
Toplu sözleşme süreçlerine de değinen Ertunç, iktidar temsilcileri, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulu arasında oluşan yapıyı “Bermuda Şeytan Üçgeni” olarak nitelendirerek, Merkez Bankası’nın tutmayan enflasyon tahminleri üzerinden yapılan artışların daha ilk aylarda eridiğini söyledi. Son iki yılda kamu emekçilerinin maaşlarının en az yüzde 20 oranında eridiğini ifade etti.
TÜİK, İTO ve ENAG Verileri Arasındaki Uçurum
TÜİK’in 2025 yılı sonu için açıkladığı enflasyon verilerini hatırlatan Ertunç, Aralık ayı enflasyonunun yüzde 0,89, yıllık enflasyonun yüzde 30,89 olarak duyurulduğunu aktardı. Ancak bu verilerin hayatın gerçekleriyle örtüşmediğini belirten Ertunç, İstanbul Ticaret Odası’nın yıllık enflasyonu yüzde 37,68, Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) ise yüzde 56,14 olarak açıkladığını vurguladı.
“Buradan tüm emekçilere soruyoruz” diyen Ertunç, “TÜİK’in açıkladığı enflasyon mu gerçek, yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı?” ifadelerini kullandı.
Asgari Ücret ve Emekli Maaşları Tepki Çekti
Açıklamada, asgari ücret artışının TÜİK’in kendi açıkladığı enflasyonun bile altında kaldığına dikkat çekildi. 2025 yılı için asgari ücretin yüzde 27 artırıldığını, bunun açlık sınırının altında kaldığını belirten Ertunç, TÜİK verileri esas alınsa bile asgari ücretin 32 bin 165 TL olması gerektiğini ifade etti. Bu durumun asgari ücretlinin aylık 4 bin 100 TL, yıllık ise yaklaşık 49 bin TL kayba uğraması anlamına geldiğini söyledi.
SGK ve BAĞ-KUR emeklilerinin maaş artışlarının da yalnızca yüzde 12,2 ile sınırlı kaldığını belirten Ertunç, kamu emekçileri ve emeklilerinin ise 2026 yılına fiilen ortalama yüzde 12,5’lik bir zamla başladığını vurguladı.
Zamlar Maaş Artışlarını Solladı
Ertunç, yeni yıl itibarıyla temel giderlerde yapılan artışlara dikkat çekerek; toplu taşıma ücretlerine yüzde 35, sağlıkta katkı paylarına yüzde 30, köprü ve otoyol geçişlerine yüzde 22, vergi kalemlerine ise yüzde 19 zam yapıldığını hatırlattı. Kira artış oranının yüzde 34,88’e ulaştığını belirten Ertunç, maaş zamlarının neredeyse tamamının kiraya gittiğini örneklerle anlattı.
Ekmek üzerinden yaptığı karşılaştırmada ise son bir yılda en düşük memur maaşıyla alınabilen ekmek sayısının azaldığını, memurun sofrasından her ay yüzlerce ekmeğin eksildiğini söyledi.
“Büyüyen Sermaye Oldu, Yoksulluk Arttı”
Son 10 yılda alım gücündeki büyük kayba dikkat çeken Ertunç, çeyrek altın örneğiyle kamu emekçilerinin nasıl yoksullaştığını gözler önüne serdi. “Büyüme nutukları atıldı ama büyüyen sermaye oldu, patronlar oldu. Bizlerin yoksulluğu büyüdü” dedi.
2026 bütçesinin de emeğiyle geçinenler aleyhine hazırlandığını savunan Ertunç, bütçeden her dakika yüzlerce asgari ücret tutarının faiz, silahlanma, teşvik ve müteahhitlere aktarıldığını ifade etti.
“14 Ocak’ta İş Bırakıyoruz”
Eğitim Sen ve KESK’e bağlı sendikaların üyeleri olarak bu düzeni kabul etmediklerini vurgulayan Deniz Ertunç, 14 Ocak Çarşamba günü tüm yurtta iş bırakacaklarını açıkladı. Ertunç, tüm konfederasyonları, sendikaları ve kamu emekçilerini insanca bir yaşam, güvenceli iş, adil bir çalışma hayatı ve gerçek bir toplu pazarlık sistemi için birlikte mücadeleye çağırdı.
Açıklamasını, “Bu çağrı yalnızca kamu emekçilerine değil, bu sömürü düzeni altında ezilen herkese yöneliktir. Hepimizi sefalette eşitlemek isteyenlere artık yeter deme zamanı gelmiştir” sözleriyle tamamladı.





















