Deprem Riski Biliniyor Ancak Yapı Stoku Hâlâ Belirsiz

GÜNCEL - 17-08-2026 15:36

Marmara Depreminin 27. Yılında Değişmeyen Gerçek: Deprem Riski Biliniyor Ancak Yapı Stoku Hâlâ Belirsiz

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem riskinin bilindiğini ancak riskli yapıların hangileri olduğunun hâlâ bütüncül biçimde tespit edilemediğine dikkat çekti. Oda, ülke genelinde güncel, bilimsel ve kamuya açık bir yapı envanteri oluşturulması çağrısında bulundu.

“Deprem gerçeği değişmedi”

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşamını yitiren vatandaşlar saygıyla anıldı. Açıklamada, Marmara Depremi’nin yalnızca büyük bir can ve mal kaybına yol açmadığı, aynı zamanda Türkiye’nin deprem politikalarını yeniden değerlendirmesi gerektiğini ortaya koyan önemli bir dönüm noktası olduğu belirtildi.

Aradan geçen 27 yıla rağmen Türkiye’nin deprem gerçeğinin değişmediğine dikkat çekilen açıklamada, Bingöl, Van, Elazığ, İzmir ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin yapı stokundaki kırılganlığı bir kez daha ortaya koyduğu ifade edildi.

“Riskli yapıları biliyoruz, ancak hangileri olduğunu bilmiyoruz”

İnşaat Mühendisleri Odası, bugün gelinen noktada asıl sorunun depremin ne zaman ve nerede gerçekleşeceğini bilmekten çok, mevcut yapı stokunun risk durumunu ortaya koymak olduğunu vurguladı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 36 milyon bağımsız bölüm bulunduğu, bunların yaklaşık 6 milyonunun risk altında olduğu ve 2 milyon bağımsız bölümün acil olarak dönüştürülmesi gerektiği hatırlatıldı.

İstanbul’da ise yaklaşık 600 bin konutun çok riskli, toplam 1,5 milyon konutun da dönüşmesi gerektiği yönündeki açıklamalara dikkat çekildi.

13 yılda yaklaşık 1 milyon bağımsız bölüm yıkıldı

Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın 2025 yılı faaliyet raporundaki verilere de yer verilen açıklamada, 2025 yılında 30 bin 7 yapı için riskli yapı tespiti yapıldığı, bu yapıların 194 bin 381 bağımsız bölüm içerdiği belirtildi.

2012-2025 yılları arasındaki kümülatif verilere göre ise 319 bin 551 binada riskli yapı tespiti gerçekleştirildi. Bu yapılardaki 1 milyon 272 bin 863 bağımsız bölüm riskli olarak belirlenirken, aynı dönemde 291 bin 144 binanın yıkımı gerçekleştirildi ve 1 milyon 88 bin 165 bağımsız bölüm yıkım kapsamına girdi.

Oda, milyonlarca bağımsız bölümün risk altında olduğu tahmin edilirken, 13 yılda yaklaşık 1 milyon bağımsız bölümün yıkılmış olmasının mevcut çalışmaların ihtiyacın gerisinde kaldığını ifade etti.

“Türkiye’nin bütün yapı stokunun envanteri çıkarılmalı”

Açıklamada, yalnızca ihbar veya çeşitli çalışmalar sonucunda riskli olduğu belirlenen yapıların kayıt altına alınmasının yeterli olmadığı belirtilerek, Türkiye genelindeki bütün yapı stokunu kapsayan bilimsel, güncel, şeffaf ve sürekli yenilenen bir envanter oluşturulması gerektiği vurgulandı.

17 Ağustos 1999 sonrasında hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nda yapı stoku envanterinin 2017 yılına kadar tamamlanmasının öngörüldüğü hatırlatılırken, bugün hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanterinin bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğu kaydedildi.

Yapının yaşı kadar geçmişi de önemli

İnşaat Mühendisleri Odası, yapı güvenliğinin yalnızca binanın yapım yılına göre değerlendirilmemesi gerektiğine de dikkat çekti.

Binaların hangi yönetmeliğe göre projelendirildiği ve nasıl inşa edildiğinin yanı sıra kullanım sürecinde taşıyıcı sisteme müdahale edilip edilmediğinin de büyük önem taşıdığı belirtildi.

Zemin katlardaki duvarların kaldırılması, kolon ve kirişlere müdahale edilmesi, kaçak kat ve eklentiler yapılması veya kullanım amacının değiştirilmesi gibi uygulamaların yapı güvenliğini doğrudan etkileyebileceği ifade edildi.

Yeni yapılar için de etkin denetim çağrısı

Açıklamada, yalnızca mevcut yapı stokunun dönüştürülmesinin yeterli olmayacağı, bugün inşa edilen yapıların geleceğin riskli yapılarına dönüşmesini engelleyecek tedbirlerin de alınması gerektiği vurgulandı.

Güvenli yapı üretiminin zemin araştırmasından projelendirmeye, malzeme kalitesinden uygulamaya ve yapı denetimine kadar bütünlüklü bir mühendislik süreci olduğu belirtilerek, yapı denetiminin bağımsız ve etkin hale getirilmesi, şantiye şefliğinin gerçek anlamda uygulanması ve yapı üretiminin tüm aşamalarının kamusal denetim altında tutulması gerektiği ifade edildi.

“Daha fazla beklemek istemiyoruz”

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 17 Ağustos 1999’dan bu yana geçen 27 yılın Türkiye’nin deprem gerçeğini anlaması için yeterli bir süre olduğunu belirterek, artık somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

Oda tarafından yapılan açıklamada; Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel ve kamuya açık bir yapı envanteri oluşturulması, Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulması, riskli yapıların önceliklendirilerek dönüştürülmesi, dar gelirli vatandaşlar için kamu kaynaklarının artırılması ve kentsel dönüşümün rant odaklı uygulamalardan çıkarılarak risk odaklı yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

Ayrıca yapıların kullanım sürecinde periyodik olarak kontrol edilmesi, yeni yapıların proje, uygulama, şantiye şefliği ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin eksiksiz verilmesi ve bu süreçlerde meslek odalarıyla etkin iş birliği yapılması istendi.

Açıklamanın sonunda, 17 Ağustos 1999 Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşları anmanın en anlamlı yolunun, aynı acıların yeniden yaşanmaması için vakit kaybetmeden harekete geçmek olduğu ifade edildi.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu

Günün Diğer Haberleri