RÖPORTAJ

"EKONOMİK PAKETTE ÖNCELİK ÜRETİCİNİN VE ESNAFIN OLMALIYDI"

Gazeteci Aziz Muhammet Ulubaş’a konuşan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı iş ve işçi ölümleri, kadın istihdamı, hükümetin açıklamış olduğu destek paketi ve çocuk işçilerle ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu. İş ve işçi kazalarının artmasında değişen yasanın büyük payı olduğunu belirtti. Ayrıca çocuk işçilerin çalıştırılması konusunda ise patronların, işverenlerin adeta çocuk suçu işlediğini aktardı. Detaylar haberimizde…

Röportajın üçüncü kısmında hükümetin açıklamış olduğu ekonomik kalkan paketini değerlendirerek başlayan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı; “Ekonomik kalkan paketi ilk açıklandı o paketin 98 milyarı patronlara gitti. Yol yapanlara, köprü yapanlara, hızlı tren yapanlara, uçak firmalarına gitti. Oysa bu ülkenin görünmez kahramanları var; küçük esnaf. Cafesi olan, bakkalı olan, kıraathanesi olan küçük esnaf dediğimiz yüz binlerce esnaf kardeşimiz var ve onların yanında çalışan işçi arkadaşlarımız var onlar 20 Mart itibariyle kapatıldı. Dünden bugüne insanların dükkân kiraları, orada çalışanların maaşları, stopajları, faturaları hala ödenmeye devam ediyor. Ekonomik paket içerisinde çiftçiler yoktu.”

“Hazine Tam Takır, Kuru Bakır”

Hükümetin açıklamış olduğu ekonomik pakette önceliğin işçilere, küçük esnafa ve çiftçilere verilmesi gerektiğini dile getiren Sarı, “Paket içerisinde küçük esnafa kredi çekin denildi ama esnaf kredi çekemiyor. Cumhurbaşkanı evde kalın dedi ama uçak vergilerindeki KDV oranını yüzde 1‘e düşürüyorum dedi. İnsanlara asgari ücret düzeyinde bir maaş bile bağlamıyorsunuz. Burada mücbir sebep var köprüler, demiryolları gibi geçiş ücretinin garanti edildiği yerlerin paraları ödenmesin zor bir şey değil bu. Devletin kasasında para kalmadı, hazine tam takır kuru bakır. Bugün hükümet işverenin veya çalışanın değil patronun yanında.” şeklinde konuştu.

“Küçük Esnaf Korunmazsa İşsizlik 11ila 12 Milyona Ulaşacak”

Küçük esnafın korunmaması durumunda işsizliğin giderek daha da yükseleceğini ve 11 ila 12 milyona ulaşacağını sözlerine ekleyen DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı; “Tüketim toplumuna dönüştüğümüz süre içerisinde pandemi süreci sonrasında birçok esnaf kepenk indirir ayakta çok az sayıda esnaf kalacaktır diye düşünüyorum. Esnafın şirketlere yapıldığı gibi vergileri ve borçları silinmeli ya da çok uzun bir süre ertelenmeli. Doğalgaz, su ve elektrik ihtiyaçları kesilmemeli ve devlet tarafından karşılanmalı. Bunlar olmazsa bu ülkeyi çok zor günler bekliyor.” ifadelerini kullandı.

IMF Rakamları Değerlendirmesi

IMF’nin Covid-19 sonrası Türkiye’deki işsizlik beklentisinin 12 ila13 milyon olacağı tahminini değerlendiren Sarı, “DİSK kendi araştırmasını yapıyor. Kendi tahminimiz 11 milyon. IMF daha çok çalıştıysa 12 ila13 diyorsa önümüzdeki aylarda bu rakamın 14 ila15 milyon olacağını tahmin ediyorum. Küçük esnafta işsizler ordusuna katıldığında rakam artar. Üretmeyen, desteklenmeyen çiftçi de işsizler ordusuna katılacak. O zaman IMF ve DİSK’in rakamları arasında çok fazla bir çelişki olmadığını söyleyebiliriz.” dedi.

"Şeker Fabrikaları Kapandı, Üretim Yapılmıyor"

Hükümetin özelleştirmiş olduğu şeker fabrikaları hakkında da açıklamalarda bulunan Sarı, “ Şeker fabrikalarının birçoğu kapandı insanlar zaten fabrikaları çok ucuza aldı, şuan orada şeker pancarı üreticisi mağdur oluyor çünkü kota koyuyorlar kotanın üzerinde almıyorlar, ithal ediyorlar. Şeker üreticileri mağdur oldu, orada çalışanlar işsiz kaldı. Pandemi sürecinde şeker fabrikalarının çok önemi vardı. Oradaki şeker pancarlarından üretilen bir madde dezenfekte ilaçlarının ana maddelerinden birisiydi. Şeker fabrikaları devletin elinde olsaydı çok hızlı bir şekilde üretime geçecekti. Elindeki imkânları 17 yıldır satan hükümet bugün bu ülkeyi şuan ki duruma getirmenin sebebidir ve cezasını çekmektedir.”

“İnfaz Paketi Adil ve Eşit Değil”

Soma ve eski Ali Sami Yen stadyumunun bulunduğu ve işçi cinayetlerinin gerçekleşerek soruşturma başlatıldığı ve son açıklanan infaz paketiyle de serbest bırakıldığı iddia edilenler hakkında ise şöyle konuştu; “Hepsi çıkıyor zaten infaz yasası adil ve eşit bir infaz yasası değildi. Sadece düşüncelerini ifade eden basın mensuplarının tutuklu olması ve tutukluluk sürecinin hala devam ettirilmesi… Katillerin, tecavüzcülerin, işçi katliamlarının; Davutpaşa’dan tutun Soma’ya Soma’dan bir başka yere adil ve eşit değildi. Sadece düşüncelerinden dolayı mahkûm olan tutuklu gazeteciler var. Adalet sistemi eşit ve adil bir şekilde tesis edilmediği sürece biz bu süreç içinde baskıların altında yok oluyor olacağız. Sadece fikirlerini söyleyen, insan hayatına kıymamış, doğayı katletmemiş, tecavüz etmemiş, insan hayatına kast etmemiş insanlar içeride yatıyor şuanda o yüzden infaz paketi adi ve eşit değil.”

“İnsan Yaşamına Basit Bakan Bir Hükümetle Karşı Karşıyayız”

İş kazaları ve işçi cinayetleri ile ilgili de konuşan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı; “Türkiye’nin işçi ölümlerinde Avrupa birincisi, Dünya üçüncüsü olması sürpriz değil. Eskiden yasanın adı işçi sağlığı iş güvenliği yasasıydı. Hem işçi sağlığını hem iş güvenliğiydi. 6337 sayılı kanunla iş güvenliği yasası olarak çıktı, işçinin adı yok. İşçinin adının olmadığı her yasa tepe taklak olur ve işçiler iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetmeye devam eder. Bugün bu ülkede yaptırımlar yok, iş cinayetlerine karşı patronlara ceza yok. İş güvenliği ve iş sağlığı ismiyle geçen bir yasa adından da anlaşılacağı gibi işin güvenliğini ve işin sağlığını düşünür, işçinin sağlığını düşünmez. O yüzden fabrikalarda, inşaatlarda, tersanelerde ve açık alanda çalışan arkadaşlarımızın iş güvenliği sağlanmadığı için bu rakam her ay katlanarak büyüyor. İnsan yaşamına basit bakan bir hükümetle karşı karşıyayız. Oysa bu ülkeyi hayatta tutan vergisiyle, çalışmasıyla, emeğiyle alın teriyle var eden emekçilerdir."şeklinde konuştu.

“Yaptırımlar Olmalı ve Uygulanmalı”

İş ve işçi kazalarının, işçi cinayetlerinin önlenmesi için çözüm önerileri de sunan Sarı, “İş ve işçi kazalarına yaptırım. Fabrikalarda iş güvenliğini, işçi sağlığını uygulamayan iş yerlerine izin vermeyeceksiniz. Siz bu önlemleri almayan fabrikalara büyük yaptırımlar uygulamak zorundasınız, bunlar yapılırsa işçi ölümleri azalır diye düşünüyorum. Ama siz hiçbir önlem almazsanız, inşaatın onuncu katına önlem almadan çıkartırsanız, sadece cebine bir ip bağlayarak sıva yaptırırsanız, boya yaptırmasını isterseniz ve bu ipin kopmasıyla işçi arkadaşlarımız hayatlarını kaybederse o zaman bunun sorumlusu hükümettir” dedi.

“Bu Bir Çocuk Suçudur”

Çocuk işçilerle ilgili konuşan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı; “16 yaş altını çalıştırmak yasak. Cezai yaptırımlar yüksek olmadığı için bugün ucuz işgücü ve ucuz emek gücü olarak hem tarlalarda hem fabrikalarda hem merdiven altı küçük ölçekli işletmelerde, organize sanayilerinde, oto sanayilerinde çocuklar çalıştırılmakta ve hiçbir güvenlik önlemi olmaksızın kayıt dışı çalıştırılmakta. Bu bir çocuk suçudur, bile bile çocuklarımızı ölüme göndermenin suçudur. Oysa devlet dediğimizde bu insanlara, bu çocuklara yardım etmeli. Üstelik yasalara göre mutlaka çocuklar okulda olmak zorunda ama okulda olması gereken çocuklar bugün makinalara parmaklarını kaptırıyor, kollarını kaptırıyor bu duruma hükümet ve çalışma bakan göz yumuyor” ifadelerini kullandı.

“Kadın Bir Toplumun Öncüsüdür”

Kadın istihdamı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Sarı; “Hükümetlerin, iktidarların kadına bakış açısı eğer demokratik özgür toplumcuysa sorun yok kadın istihdamı artar. Ama kadını eve hapsetme, kadının ekonomik bağımsızlığını, yok ederek veya toplum içerisinde onları ayırırsanız kadın istihdamı bu ülkede azalır çünkü zihniyet aynıdır. Kadın bir toplumun öncüsüdür. Ekonomik özgürlüğü ayaklar üstünde duran kadınlar bugün mücadelenin en ön saflarındadır. Bunun örneği sendikalarda vardır bir kadın genel başkandır, bir başka kadın şube başkanıdır.” dedi.