RÖPORTAJ

HER ALANDA EŞİTLİK

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyesi Hilal Susuz Gazeteci Aziz Muhammet Ulubaş’a konuştu. Hilal Susuz aslında bütün kadınların en büyük isteğinin hayatın her alanında eşitlikten yana olduğunu, ayrımcılığın, cinsiyetçiliğin karşısında olduklarını belirtti.

HER ALANDA EŞİTLİK

Türkiye’de kadını bakışı değerlendiren Hilal Susuz şöyle konuştu “Kadınlar hayatın her alanında mevcut. Kadınlar sadece kadın oldukları için ne yazık ki erkeklerden daha fazla çalışmak, daha fazla mesai harcamak zorunda kalıyor. Çalışan kadınlar kadın olduğu için eşit ücret alamıyor, işten çıkartmalarda listenin başında kadınlar yer alıyor. Kadınlar hep bir sınıflandırılmaya mecbur bırakılıyor”

‘Kadınlar Hayatın Her Alanında Bulunmak İstiyor’

Kadınların sosyal hayatı konusunda ayrımcılıkla ve şiddetle yüz yüze olduklarını söyleyen Susuz, “Kadınlar gecenin herhangi bir saatinde dışarı çıkmaya çekiniyorsa veya yanında bir erkek olmadan istediği bir yere gidemiyorsa – ki gidemeyen kadınlar mevcut-  bu çok ciddi bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Kadınlar hayatın her alanında bulunmak istiyor, hayatın her alanında bulunmak isterken her türlü ayrımcılığın farkında olduğu için kadınlar ister istemez bunun çekincesini yaşıyor. Sosyal yaşam anlamında da kadınlar kadın oldukları için tamamen cinsiyet temelinde bunun çekincesini yaşıyor. Ama bu kırılıyor çünkü kadınlar biliyor ki ben istediğim saatte, istediğim yerde olurum; istediğimi içerim, istediğim gibi giyinirim ama sen yapamazsın. Burada asıl önemli olan kadınlara dayatılan bu yaşamışlık.

Kadınlar Modernleşen Dünyada Modern Haklarını Arıyor

Büyükşehirlerde kadına yönelik şiddetin yüksek olmasının sebebini kadınların büyükşehirlerde daha fazla hakkını aramasına bağlayan Susuz, “Kadınlar başlarına ne gelirse gelsin sen bunu yapamazsın diyor. Kadınlar modernleşen dünyada elbette modern haklarını arıyor ve dolayısıyla şiddetle karşı karşıya kalıyor. Kadınlar ne yazık ki sosyal yaşamda ayrımcılığa uğruyor” dedi.

‘Kadınların İstihdam Edilmemesi Bir Devlet Politikasıdır’

Türkiye’de kadınların ekonomik hayatını da değerlendiren Hilal Susuz, “Kadınlar kimseye muhtaç kalmadan kendi yaşamlarını devam ettirmek istiyor ve bunun yolu ekonomik koşullardan geçiyor. İş bulamayan kadın ya babasına ya evli olduğu kişiye ya da bir erkeğe bağlı yaşamak zorunda kalıyor bu da herkesin yaşamını kısıtlıyor. Hayatın her alanında olduğu gibi kadınlar iş hayatında da olmak istiyor çünkü bu bizim hakkımız. Kadınların istihdam edilmemesi bir devlet politikasıdır.

Dünya’da Uygulanan Bir Farkındalık; Las Tesis

Las Tesis uygulaması hakkında da konuşan Hilal Susuz, “Hayatın her alanında mücadele ediyoruz, kadın cinayetlerine karşı, kadına yönelik şiddete karşı mücadele ediyoruz. Las Tesis de bizim mücadelemizin bir parçası. Dava takip ediyoruz, adliyelerde mücadele ediyoruz. Las Tesis uygulaması tüm kadınların sokağa çıkması ile vücut buldu. Biz hergün ölüyoruz, biz her gün şiddete maruz kalıyoruz. Las Tesis’in amacı; biz yasa yapıcılara görevlerini hatırlattık, Türkiye’deki ve Dünya’daki kadınlara asla yalnız yürümeyeceksin dedik” diye konuştu.

‘Kimse Bunu Özellikle Seçmiyor’

Özgecan Aslan, Şule Çet, Emine Bulut gibi isimler hakkında da konuşan Susuz “Kimse bunu özellikle seçmiyor, Ceren Özdemir sokak ortasında öldürüldü ve tamamen seçmece. Ceren Damar akademide cinsiyetçiliğin bir sonucuydu. Özgecan Aslan dolmuşta öldürüldü çünkü cinsel saldırıya karşı geldi. Kadınlar her gün bununla karşı karşıya Şule Çet bir kadın cinayetiydi ama bir bakıma da sınıfsal bir mücadeleydi. Öldüren kişinin ailesi hem siyasi anlamda hem de maddi anlamda arkası sağlamdı. Ama bu yeterli olmamdı çünkü kadın mücadelesi buna izin vermedi”

‘Politikanın Kadın Yaşamına Doğrudan Etkisi Var’

 

Kadınların AK Parti’ye karşı bakışını da değerlendiren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Üyesi Hilal Susuz “AK Parti hükümeti yasa yapıcıların büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Politikanın kadın yaşamına doğrudan etkisi var, politikacıların en ufak cinsiyetçi söylemleri kadına şiddetin normalleştirilmesi anlamına geliyor çünkü siz devletin başındaki kişisiniz, başındaki partisiniz dolayısıyla otomatik olarak kadın yaşamına etki ediyor. Politikacılar cinsiyetçi söylemlerini bir kenara bırakmamalılar. İstanbul sözleşmesi şunu demekte ‘şiddeti normalleştirmek yasaktır’ ve bunu ilk imzalayan ülke olan Türkiye ama ne yazık ki politikacılar bu yasağı fazlasıyla deliyor ve biz de bunun farkındayız. Maalesef AK Parti cumhurbaşkanı, meclis üyesi, vekili, belediye başkanı ile bunu fazlasıyla yapıyor” dedi.

‘Cinsiyetçi Söylemi Yapan Kadın ve Erkek Bizim Gözümüzde Aynı’

Kadınlar arasındaki söylemler hakkında da konuşan Susuz “Kadınlar hangi dış görünüşe sahip olursa olsun, hangi dine hangi ideolojiye sahip olursa olsun bizim kadın olmamamızdan kaynaklı ortak problemlerimiz var. Bize maruz bırakılan bu şiddete karşı ortak bir şekilde mücadele etmeliyiz maalesef cinsiyetçi söylemlere sahip olan kadınlar var ama bunlar feminist düşüncede olmadıkları için cinsiyetçi söylemi yapan kadın ve erkek bizim gözümüzde aynı” yorumunu yaptı.

‘Kadınların Sıkıştırılmış Hayatlarında Bir Sosyalleşmedir Altın Günleri’

Hilal Susuz kadınların sosyalleşmesi konusunda ise “Bir kadının seçeceği altın günüyse öncelikle buna saygı duymalıyız çünkü kadınları tercihlerinden dolayı asla yadırgayamayız ama kadınlara alternatif bulmalıyız” dedi.

 

Kadınların yaşam hakkını, çalışma hakkını, özgürlüklerini istemesi yorumu yapan Susuz, “ Kadınlar her alanda ayrımcılığa tamamen son verilmesini istiyor, şiddetin son bulmasını istiyor. Kadınlar haklarının peşinde. Bu haklara sahip olduğumuz zaman her şeyin sonu gelecek. Kadınlar hukukun doğru işlemesini istiyor.”

‘Dünya Değişiyor Kadınlar da Değişiyor’

 Türkiye’de kadınların dününü, bugününü ve yarınını da değerlendiren Hilal Susuz “10 yıl öncesi ve bugün arasında çok fark var çünkü dünya değişiyor kadın da değişiyor. Kadınlar artık eski kadınlar değil, örgütlü mücadele var. 10 yıl önce aşk ve entrika üzerinde kadın cinayeti görüyorduk ve kadın hak etmiştir algısı vardı, bugün adli tıbbın uygulanmadığı, yasaların rezil kararlar verdiği, savcının nasıl görev yapmadığını, polisin nasıl görevini yapmadığını konuşuyoruz ve bu tamamen kadınların mücadelesi ile olan bir durum. 10 yıl sonra için de kadınlar mücadele edecek ve o zaman şunu göreceğiz Özgecan’dan sonra yasaların uygulanması için atağa geçtik, Emine Bulut’tan sonra da kadın cinayetlerini durduracağız diye atağa geçtik. 10 sene sonra dönüp baktığımızda mücadelemiz boşa çıkmadığını göreceğiz” dedi.

‘Senaristler ve Yönetmenler Mücadele Eden Kadınlara Ses Versinler’

Türkiye’deki dizilerin kadınlar üzerindeki rolünü de konuşan Hilal Susuz “Bir şeyin görsel hale gelmesi onu normalleştirmek ile eş değerdir. Kadına şiddeti devamlı ana akımda tutarsanız bu artık toplumda normalleşir, kanıksanır. Kadın haklarının işleyişini ana akımda tutarsanız o normalleşir. Bir sorunun çözümüne ulaşmak için önce onun nasıl ortadan kalkacağını bulmanız gerekir. Hiçbir feminist düşünceye sahip olmadan, kadınların isteklerini bir kenara atıp da farklı bir yoldan giderseniz olmaz çünkü bu bizim uydurduğumuz bir şey değil. Şiddeti göz önüne getirirsen bu normalleşir, senaristlere yönetmenlere tavsiyemiz; mücadele eden kadınlara ses versinler çünkü doğru yol mücadele eden kadınların isteğinden geçiyor” dedi.

Medya ve kadınların hakkında konuşan Susuz sözlerini şöyle noktaladı “Öznesi olmayan bir konu hakkında fikir yürütemem. Kendisini kadın olarak tanımlamayan, cinsiyet temelli şiddete maruz kalmayan erkeklerin kadın konusunu tartışması kadar saçma bir şey olamaz. Bu tamamıyla çok yanlış bir şey çükü onlar kendi perspektiflerinden bakıyor"