“Yaşlanan her şey, etrafındaki her şeyi değiştirir.”Albert Einstein
Bize yaşlılığı koltukta beklenen bir son gibi anlatıyorlar….
Oysa mesele koltuk değil, o koltuğa bizi kimlerin mahkum ettiğidir…
Bir işçi emeklisiyle bir holding emeklisinin yaşlılığı aynı mı? Biri emekli maaşıyla ilaç kuyruğunda, diğeri check-up'ta…
Birisi için sağlık bir lüks, diğeri için rutin bir kavram…
O yüzden "Kendin İçin Biriktir" demek yetmez. Biriktiremeyenin suçu ne?…
Biz enfeksiyoncular çok iyi biliriz:
*Hiçbir mikrop sınıfsız değildir…
*Yoksul mahallede zatürre daha ağır seyreder. *Aşıya ulaşamayan daha çok hasta olur. Yalnızlık da böyledir, sınıfsaldır. Güvencesizsen daha yalnızsın...
O yüzden bir enfeksiyoncu hekim olarak benim 70 yaş kurallarım şöyle:
1. Yalnızlığa karşı en güçlü aşı dayanışmadır...
*Çocuklar seni kurtarmayacak, doğru….
*Ama komşun, sendikan, mahalledeki dostun kurtarabilir…
*Yan yana durmak en büyük bağışıklıktır…
2. Sağlık kişisel çaba değil, toplumsal haktır...
*Yürümek güzel ama parkın yoksa nereye yürüyeceksin?..
*O yüzden hem kendine bak, hem hakkını arayıp, YAN YANA DURMAYI UNUTMA!..
3. Sanatsız bağışıklık eksik kalır...
*Günde bir şiir, bir şarkı, bir pencere önü çiçeği, anılarını yazma, bağlama çalma, korolara katılma… *Nazım Hikmet 60'ında bile "TAHİN PEKMEZ" diye çocuk gibi seviniyordu…
*Yaş almak, merakını ve ilgini kaybetmemektir…
*Yaşlılık bir çöküş değil, ikinci bir ustalık dönemidir...
*Kimse gelip seni kurtarmayacak doğru, ama biz birbirimizi kurtarabiliriz…
SAĞLIKLI YAŞ ALMA, AYNI ZAMANDA KORUYUCU HEKİMLİK İLKESİDİR…
HAYDİ DOSTLARINLA ALANLARA!…
Sevgiler…
Dr. Mustafa Torun