19 Mayıs 1919, Anadolu’daki ezilen halkların uluslaşma hareketinin başlangıcı olmasının yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde toplumsal yapının yeniden tanımlandığı bir döneme işaret eder…
Osmanlı’nın çok uluslu, teokratik düzenine karşı ulus-devlet modeli benimsenmiş; egemenlik, padişahtan ulusa devredilmiştir…
Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen eğitim, hukuk ve ekonomik reformlar, sınıfsal eşitsizlikleri azaltmayı amaçlamıştır…
Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birleştirilmiş, Köy Enstitüleri kırsal kesimdeki gençliğe ulaşmayı hedeflemiştir. Kadınlara tanınan siyasal haklar ve medeni kanun, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini de gündeme taşımıştır…
Bu açıdan 19 Mayıs, yalnızca askeri bir hareketin simgesi değil, aynı zamanda emekçi sınıfların siyasal sürece katılımının tarihsel zeminini oluşturur. Bayramın gençliğe armağan edilmesi, yeni kuşakların bu kazanımları koruyup geliştirmesine yapılan bir vurgudur…
19 Mayıs ve Cumhuriyet Anadolu’daki tüm ezilen halkların şahlanışıdır. Kutlu olsun…
Sevgiler…
Dr. Mustafa Torun