“Makinelerin yaygın kullanımı ve işbölümü yüzünden, emekçilerin yaptığı iş tüm bireysel niteliğini, dolayısıyla da işçi için tüm çekiciliğini yitirmiştir. İşçi makinenin bir uzantısı olup çıkmıştı. Ondan istenen, en basit, en tekdüze ve en kolay edinilir bir beceriden başka bir şey değildir.
Demek, bir emekçinin üretim maliyeti, nerdeyse tümüyle, yaşayabilmesi ve soyunu sürdürebilmesi için gerekli geçim olanaklarıyla sınırlıdır.” Friedrich Engels
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi(ADNKS) 2025 verilerine göre; Türkiye’de 15-24 yaş arası genç nüfus 12,7 milyon ile toplam nüfusun %14,8’ini oluşturuyor…
Bu oran 1950’de %20.8’e göre ciddi bir düşüş gösterse de, AB ortalaması olan %10,7’nin üzerinde olduğu görülüyor…
Buna karşın dünya ortalaması %15.6 olup, Türkiye genç nüfus payında küresel ortalamanın gerisinde kalıp, demografik fırsat penceresinin daraldığı bir döneme giriyoruz…
Sağlıkta Sınıfsal Uçurumun İlk İşaretleri
Yaşam Tablolarıdır…
2022-2024 tablosu; 15 yaşındaki gençlerin beklenen yaşam süresini 64.3 yıl olarak veriyor…
Ancak cinsiyet farkı dikkat çekici. Genç kadınlar erkeklerden 5.2 yıl daha uzun yaşayacak gibi durmakta...
Gençlerin %87.2’si sağlık durumundan memnun olduğunu belirtse de, bu memnuniyet koruyucu sağlık hizmetlerine erişimdeki sınıfsal eşitsizlikleri örtüyor…
Güvencesiz işlerde çalışan, ne eğitimde ne istihdamda olan %23.3’lük kesim için bu oranların sürdürülebilirliği tartışmalı…
Eğitim ve İstihdam Konusunda Neler Söylenebilir?
*Eşitsizliğin Yeniden Üretimi:
2024 yılında 448 bin 826 Genç’in eğitim için göç ettiği belirtilmiş...
*Yükseköğretimde net okullaşma oranı %46.3’e ulaşsa da; bu oran kadınlarda %53, erkeklerde %39.9 olarak belirtilmiş…
*Eğitimde cinsiyet lehine fark oluşurken istihdamda tablo tersine döndüğü anlaşılıyor…
*Genç erkek istihdamı %53, kadınlarda %26.7. Ne eğitimde ne istihdamda olan genç kadın oranı %30.9 ile erkeklerin neredeyse iki katı…
*İşsizlik 2025’te %15.3’e gerilese de, genç kadınlarda %22.1 ile yapısal bir sorun sürmektedir….
*İstihdamın %57.9’u hizmet sektöründe yoğunlaşıyor. Gençlerin sadece %52’si kazancından memnun…
*Kadınlarda bu oran %47.5 olarak belirtilmiş. Düşük ücretli, güvencesiz hizmet işleri genç emeğin sınıfsal konumunu belirliyor…
Şiddet ve Kırılganlık Konusunda Neler Söylenebilir?
*2024 YILI Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, son 12 ayda en fazla şiddete maruz kalan grubun 15-24 yaş kadınlar olduğunu gösteriyor…
*%15.2 psikolojik, %7.3 dijital şiddet oranları, genç kadınların hem hanede hem dijital kamusal alanda sınıfsal ve toplumsal cinsiyet temelli baskıya açık olduğunu ortaya koyuyor…
Sonuç Olarak Ne Diyelim?
*Türkiye gençliği AB’ye göre kalabalık, dünyaya göre azalan bir nüfus…
*Eğitimde fırsatlar artarken istihdam ve gelir dağılımındaki cinsiyet temelli eşitsizlik derinleşiyor...
*Sağlık memnuniyeti yüksek görünse de; güvencesiz çalışma, NEET oranı ve şiddete maruz kalma, gençliğin sınıfsal kırılganlığını besliyor...
*Demografik avantajı kullanabilmek için eğitim-istihdam geçişini güçlendiren, genç kadın yoksulluğunu hedefleyen ve koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştıran bütüncül politikalara gerek var.
Mutlak Butlan Kararıyla Açığa Çıkan Rejim Konusunun Sınıfsal Anlamı Nedir?
*CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı, Cumhuriyet’in burjuva-laik zeminini tasfiye eden sürecin son halkasıdır…
*1950’lerden itibaren komprador sermaye ile tarikat ağalarının ittifakı, kapalı Selefi teokratik faşizmin kurumsal iskeletini örmüştür...
*Cemaatler holdingleşirken emekçi sınıflar örgütsüzleştirildi…
*Karar, yıllarca yargı-bürokrasi içinde yuvalanan bu kapalı yapıyı açık diktatörlüğe dönüştürdü…
*Artık rejim; laik-işçi muhalefetini yasa yoluyla tasfiye ederek, teokratik sermaye iktidarını yani açık faşizmi resmileştirmiştir...
*Sınıf mücadelesi, yeni dönemin belirleyenidir. Anti faşist cepheyi genişletmek kaçınılmazdır.
*ESAS SORUN SİYASİ OLUP, ÇÖZÜM DE SİYASİDİR…
Sevgiler…
Dr. Mustafa Torun